Bizi takip edin

Haber

Efrîn Ankara’nın kimyasını bozdu

->

-> 2.073

Büyük ordu gücü ve onbinlerce kişilik ÖSO ile Efrîn’i işgal etmeye çalışan iktidarın kimyası, direnişle bozuldu. Irkçı oylara göz diken AKP-MHP, bu kez Kıbrıs ve Ege’de kriz çıkarmaya soyundu

Efrîn’e devasa güç yığıldığı, tank ve uçaklar kenti sürekli bombaladığı halde TSK-ÖSO’nun ağır kayıplar vermesi, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi milliyetçi-mezhepçi ittifak görüşmeleri yapan AKP Lideri Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bıraktı. Efrîn’den Minbîc’e kadar her yeri Kürtlerden alacaklarını kaydeden Erdoğan, Kıbrıs ve Ege için de tehditler savurdu.
Efrîn için bazen bir hafta bazen üç saat verdiler. Ancak savaş gerçekliğiyle, ordunun yetenek ve kapasitesinin beklenen düzeyde olmadığının görülmesi, “Kuvayi Milliye ÖSO”nun fiyasko çıkmasıyla işler sarpa sardı.

IŞİD karşıtı koalisyon (CJTF-OIR) Genel Komutanı Korgeneral Paul E. Funk’ın Minbîc’e giderek Türkiye’nin yanlış hesap yapmaması gerektiğini söylemesi ve “Bizi vurursanız, agresif şekilde karşılık veririz” demesi; Kuveyt’te Türkiye’yi Efrîn konusunda uyaran ABD Dışişleri Balanı Rex Tillerson’un Ankara ziyareti öncesi tansiyon iyice yükseldi. TSK-ÖSO’nun ağır kayıplar verip yaklaşık 1 ayda kıyılardan sadece birkaç yüz metre ilerleyebilmesi, Efrîn’e saldırıya açık destek veren ana muhalefet CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, “Afrin’in içine girilmesin”, “Afrin’in içine girildiği takdirde orası kan gölüne döner” noktasına getirdi. Çağın Direnişi’nin büyümesi, yaygınlaşan protestolar ve dış politikada yalnızlaşma, Efrîn için iktidara hararetli destek veren Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’a “Afrin siyasete malzeme edilmemeli” açıklaması yaptırdı.

Devletlerin sessizliği bozuluyor

Çağın Direnişi, başta sessiz kalan ABD, Fransa gibi ülkeleri boşa düşmemek için yeniden harekete geçirdi. BM de, sivil katliamlar vurgusu yapmaya başladı. Mısır, Irak, İran; ‘Efrin nafile’ diye ses tonunu yükseltti. ABD’li general Funk’ın DAİŞ’ten kurtarılan Minbîc tehditleri konusunda “Agresif şekilde karşılık veririz” çıkışından sonra 12-13 Şubat’ta Mısır ve Kuveyt’i ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, kritik Türkiye ziyareti öncesi Efrîn açıklaması yaptı. Tillerson, “Türkiye’nin kaygılarını anlıyoruz ama Suriye’nin kuzeyindeki son gelişmelerden endişeliyiz” açıklamasını yaptı. ANF haberine göre Tillerson, Türkiye’nin Efrîn siyasetinin DAİŞ’e karşı mücadeleyi zayıflattığını söyledi.Tillerson ayrıca “Suriye’de özgürleştirilen bölgelerde istikrarın sağlanması için 200 milyon dolar ek bütçe sağlanması kararlaştırıldı” dedi. Türkiye’nin üyesi olduğu NATO bile, “orantılılık ve ölçülülük” açıklaması yaptı.

Ateş Kıbrıs ve Ege’ye sıçrıyor

Efrîn’deki kayıplar ve dışarıdan yükselen eleştiriler üzerine Erdoğan, milliyetçi-mezhepçi ve Ergenekoncu-Aydınlıkçı bloku konsolide etmeye telaşıyla Minbîc’i işgali daha çok öne çıkarmaya başladı. Efrîn iç muhalefeti sindirmek için kullanılırken, ABD ile ipler iyice gerildi. Bu da yetmedi, ateşi Kıbrıs ve Ege’ye sıçratmak için, yeni kriz çıkarmak için düğmeye basıldı.

Rusya halkı sorguluyor

Rusya halkı ve siyasetçilerinin, Türkiye üzerinden Almanya ile ‘buluşması’ sorgulanıyor. Rusya halkı ve siyasi partileri, Putin’in Rusya’daki oligarklar aracılığı ile böyle bir ilişki ve ittifaka girdiği, bunun da işgal ile birlikte Rusya’ya ağır bedeller ödeteceği görüşünde. Rusya halkı ve siyasi partileri tarafından sorgulanan bir diğer nokta ise, faşizm ve diktatörlükten en çok çeken ülkelerden olmasına rağmen, faşist ve diktatörlüğe doğru giden RTE ile yapılan iş birliği. O yüzden bir avuç oligark ve Putin dışında kalan Rusya halkları ve siyasi partilerinin hemen hemen hepsi bu ilişkiyi sorguluyor ve bir an önce vazgeçilmesini istiyor.

İran açısından ise, daha farklı bir durum gündemde. İran, Türkiye’nin Efrîn işgali ile kendisine yönelik bir hamle içerisinde olduğu kanısında.
Güney Kürdistan halkı DAİŞ, El Kaide çeteleri ile girişilen bu işgal girişimine karşı ilk günlerden itibaren tepkilerini ortaya koydu. Halkın tepkisi, Güney Kürdistan Parlamentosu’nun bazı kararlar almasına vesile oldu. En son Güney Kürdistan Parlamentosu aldığı kararlar doğrultusunda bir heyeti Efrîn’e gönderdi. Türkiye’nin buna da tepki gösterdiği öğrenildi.

Çağın Direnişi ile yeniden Kürtlerin birlik olduğu bir direniş tohumu filizlendi. Bu durum sadece Efrîn değil, Güney Kürdistan’da da Türkiye’ye karşı bir direnişi açığa çıkardı. Bunun yanı sıra, uluslararası güçler arasında da, bölge düzeyinde yeni ilişki, ittifak ve denge arayışlarını hızlandırdığı söylenebilir.

AB’den Türkiye’ye uyarı

Ortadoğu’da Türkiye, Mısır, Lübnan, Kıbrıs, Yunanistan, Suriye, İran, Suudi Arabistan, Katar gibi bölgesel güçler ile Rusya, ABD, Çin, Fransa, İngiltere gibi güçlerin vekalet savaşı vermesinin bir nedeni de Doğu Akdeniz ticaret yolu ve denizdeki doğal gaz rezervleri. Kıbrıs açıklarındaki doğal gaz arama çalışmaları, birçok ülkeyi karşı karşıya getiriyor.

AB Türkiye’ye, Kıbrıs açıklarında doğal gaz arama çalışmalarını engelleme amacıyla Türk savaş gemileri tarafından oluşturulan ablukayı sona erdirme çağrısında bulundu. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Ankara hükümetini pazartesi günü “Kıbrıs’ın toprak egemenliğine saygılı olmaya” çağırdı. Kıbrıslı Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades’le pazartesi akşamı telefonda görüşen Tusk, “tehditlere ve iyi komşuluğa zarar veren tüm davranışlara karşı mesafe alınması” gerektiğini söyledi. Yunanistan Dışişleri tarafından yapılan açıklamada da, Ankara’nın davranışının “AB üyesi olmak isteyen bir ülkenin tutumuyla uyum içerisinde olmadığının” altı çizilirken, Ankara’nın uluslararası hukuku ihlal ettiği belirtildi. İtalyan hükümeti ve AB’nin de konuyla ilgili olarak bilgilendirildiği bildirildi.

NATO: Ölçülü olunmalı

NATO Savunma Bakanları toplantısı öncesinde konuşan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Efrîn’e yönelik saldırıyla ilgili olarak Türkiye’nin geçen hafta NATO üyesi ülkeleri bilgilendirdiğini belirterek, “Türkiye’nin bilgilendirmeyi sürdürmesini umuyorum” dedi. Stoltenberg, Suriye’deki gelişmelerin tüm müttefikler için ciddi endişe kaynağı olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin meşru güvenlik kaygıları olduğunu ancak bunları giderirken orantılı ve ölçülü şekilde hareket edilmesi gerektiğini” söyledi.

DIŞ HABERLER- Seyit Evran- anf