Bizi takip edin

Köşe yazarları

Kılıçdaroğlu’nun stratejik derinliği: “Otuz km gir, 3.5 milyonu gönder

->

-> 1.284

HDP muhteşem bir kongre yaptı. Haklı olarak rejimin hapse attığı eski PM üyeleri listeye alınmadı. Ama kongre, Kürt halkının iradesine en uygun tercihte bulunarak, Selahattin Demirtaş’ı PM listesinin birinci ismi olarak PM üyeliğine seçti. Aynı zamanda Kongre PKK Önderi Öcalan’ı da selamladı.

Ben de yeni seçilen yönetimi ve iki eşbaşkanı selamlıyorum.

Türk yargısı da kongreyi “selamladı”. Kongrenin ertesi günü HDP hakkında soruşturma başlattı.
CHP’ye gelelim.

O da kongre yaptı. Kongre’nin en önemli sonucu, Selin Sayek Böke’in en yüksek ikinci oyla seçilmesiydi. Önce listeye alınmayan Cihaner’in parti yönetimine seçilmesi de önemliydi. Bu iki isim CHP’nin mevcut rejime, sanki olağan bir ortamda çalışıyormuş gibi yaparak meşruiyet kazandırdığını ilan ettiler ve manifestolarının birinci maddesinde

TBMM’yi “aktif boykot” etme ve “çekilme” şıkkının örgütte tartışılmasını istediler.

Selamlıyorum.

Ya Kılıçdaroğlu’nu?

Sevgili okurlar; selamlamak ne kelime, ben Kılıçdaroğlu’nun Hürriyet gazetesine verdiği demeç karşısında “şapkamı çıkarıyorum.”

Gazeteci “Reis sözcüsü” Kalın’ın “CHP’de YPG yanlıları var” suçlaması karşısında iki elini iki yana açmış ve…Bakın ne demiş?

“Biz YPG’ye de, PYD’ye de ‘terör örgütü’ dedik zaten, daha ne söyleyelim?”

Kural var: “A” diyen “B” demek zorunda kalır. Dedirtirler. Örneğin PYD’ye terör örgütü dedin miydi, Türk yargısının yarın HDP’yi hedef alması karşısında “HDP’ye de terör örgütü dedik zaten, daha ne söyleyelim” demek zorundasın. İşte Demirtaş örneği. “Hem PKK, hem de PYD terör örgütü değil” dediği için, ona hiç kimse “konuş konuş heyecanlı oluyor” diyemiyor. Seni ise konuşturacaklar. Konuşturuyorlar zaten.

Alalım ele Efrin savaşını. Kılıçdaroğlu ne yapıyor. Şunu yapıyor:

“Tıpkı Fırat Kalkanı Operasyonu’na destek verdiğimiz gibi Afrin operasyonuna da destek verdik, veriyoruz. Çünkü sınırlarımızda terör örgütünün yuvalanmasını istemiyoruz.”

Görüyorsunuz, nasıl “konuşturuluyor…”‘

Saray’la aynı frekansta.

Ama “hakkını yemeyelim”. Şimdilik “derinliğin kilometresine muhalefet” ediyor. Şöyle:
“10 kilometre olur, 30 kilometre olur; sınırlarımızı belli bir derinlikte güvence altına almak zorundayız. Ama Afrin’in içine girmek farklı bir şey. Siz yaklaşık 500 bin nüfusa sahip bir kente niye gireceksiniz? Kimin terörist olduğunu nasıl ayıracaksınız? Belli bir derinliğe ulaştıktan sonra konuşlandık mı, askerimizi oraya koyduk mu, üssümüzü kurduk mu; tamam o zaman. Yarattığımız alana Suriyelileri yerleştirelim, evlerini, okullarını, hastanelerini yapalım, “burada oturun” diyelim. Onların güvenliğini de sağlayalım.”

“Biraz gebelik” gibi bir şey.

Alkışlar…

Kulağa muhalefet gibi geliyor, değil mi?

Değil.

Rejim Kılıçdaroğlu’nun bu dediklerinin hepsini Kuzey Kürdistan’da çoktan yaptı. Toplamı beş yüz bini geçen Sur’a, Cizre’ye, Nusaybin’e, diğer kentlere belirli bir “derinlikte” girdi. Askerini tepelere yerleştirdi. Kalekollarını her mahallede kurdu. Evleri yıktı…Suriyelileri daha ilk günden oralara yerleştirdi. Efrin için “Bay Kemal” ne dediyse,

Türkiye’de yapıldı.

Minbiç’e ve Doğu’ya girmeye gelince. Adam “muhalif” ya. Burada da “muhalefet” ediyor. Şöyle: önce, bu iş bizim işimiz değil diyor, sonra şöyle konuşuyor:

“Benim askerimin hayatı o kadar ucuz değil. O zaman alsın Suriyelileri yetiştirsin, eline silah versin, göndersin kendi

ülkesine.”

Bu “Zihni Sinir procesi” Reis’in aklına gelmemiş, bizimki akıl veriyor.

Akıl, ama ne akıl…

Reis ne yapıyor? İçi DAİŞ’çi kaynayan bu mülteci kitlesinin içinden ÖSO adında binlercesini eğitiyor, donatıyor, Efrin’e sokuyor. Bizimki ise sayıyı az bulmuş olmalı ki, üç buçuk milyonu Minbiç’e, Rojava’ya göndermeyi öneriyor.
İşte ben bu “muhalefet” numarasına bayılıyorum ve şapka çıkarıyorum.

Efrin macerasının birçok sonucu olacak. Ama en yakın sonuç, eğer parti içi sol muhalefet bir şeyler yapamazsa, CHP, desteklediği bu savaş politikasının sonucunda, “sosyal” bile değil, “ulusalcı, kuvvacı, millici faşist” bir parti enkazına dönüşecek.
Tıpkı MHP gibi…