Bizi takip edin

Kadın

Güneş’e dokunan kadınlar…

->

-> 389

Öcalan’a yönelik uluslararası komployu kınamak amacıyla birçok kadın ‘Güneşimizi Karartamazsınız’ diyerek, ateşten çember oluşturdu. Her biri ardından bıraktığı mesajda, Öcalan’a bağlılık ve özgür yaşama olan tutkularını vurguladı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkmasıyla başlayan ve Türkiye’ye getiriliş tarihi 15 Şubat 1999’a kadar olan 4 aylık süreçte, Kürt halkı birçok eylem gerçekleştirdi. Bunlardan biri olan “Güneşimizi Karartamazsınız” eyleminde 60’ın üzerinde kişi bedenini ateşe verdi ve Öcalan’ın etrafından ateşten çember oluşturarak komployu boşa çıkardı. Zehra, Aynur, Kurdê, Hatice, Serpil, Nesrin, Esen, Viyan, Elefteriya, Hükmiye “Güneşimizi Karartamazsınız” diyen kadınlardan…

‘Güzellik Dehamız seni çok seviyoruz’

23 Ekim 1998’de Selamet Menteş (Kurdê) ve Aynur Artan (Rotînda) Midyat Cezaevi’nde bedenlerini ateşe verdiler. Çewlîg’in (Bingöl) Dara Henê (Genç) ilçesinde dünyaya gelen Menteş, Amed ve Midyat cezaevlerinde kalır. Ardından bıraktığı mektupta, Öcalan’a yönelik Suriye’de 6 Mayıs 1996’da yapılmak istenen suikasta karşı da bu tarz bir eylem yapmak istediğini ancak başaramadığını ifade eden Menteş, “Öncelikle Parti Önderliği’ne karşı yapılan saldırıları kendine insanım diyen herkes adına kınıyoruz. Üç bin yıllık tarihi bir geçmişe sahip olan insanlık, böyle bir güzellikle ilk defa tanıştı. İnsanlığın güzelliğinin bileşkesi olan Önderliğimize karşı ancak içindeki insanlık nüvelerini tamamen yitirmiş olan ‘insanlık canavarları’ bu saldırıyı yapabilir. Güzellik dehamız, seni çok seviyoruz. Sana uzanan eller, zafer tutkumuzun ateşi ile küle dönecektir” dedi.

Aslen Çewlîg’in Yeniköy’ünden olan ve 1974’te Xarpêt’te (Elazığ) dünyaya gelen Aynur Artan, İstanbul’da 18 Mayıs 1997 yılında tutuklanır ve Midyat Cezaevi’nde kalır. Artan mektubunda, “Önderlik, özgürlük güneşimiz; bizler de O’nu çevreleyen gezegenleriz, her gezegen ise ateşten korun ta kendisi oluyor. Bizler, kendimizi Önderlik’te görüyoruz. Başlatılan ‘Özgürlük Güneşimiz Karartılamaz!’ kampanyasının birer neferi olmak istiyoruz. Bunu bir tarihi sorumluluk olarak görüyor ve ancak bedenlerimizi ateşe vererek buna cevap olabileceğimize inanıyoruz” dedi.

55 yaşındaki Hatice Ana

13 Aralık 1998’de İstanbul Bağcılar’da, 55 yaşındaki Hatice Falay, Öcalan için bedenini ateş topu yaptı. 1936’da Êlih’te (Batman) dünyaya gelen Falay, Öcalan için “O bizim beynimizdir, vücudumuzda dolaşan kandır; O, bize beyin verdi. Bizim önceden beynimiz yoktu, çalışmıyordu. Bu hareketten sonra halkımızın beyni çalıştı” diyordu. Öcalan’ın Roma’ya gidişi, kendini yakma eylemleri, açlık grevleri kendisini etkilese de, o sürekli ailesine “Bu daha nereye kadar gidecek, bu milletin sonu ne olacak? Yeter artık, gençlik kendini yakmasın, onlar başka işlerle uğraşsın. Sıranın yaşlılarda olması lazım” diyordu.

MLSPB üyesi Serpil…

Uluslararası komplo, sadece yüzbinlerce Kürdü ayağa kaldırmadı. Komployu lanetleme eylemlilikleri her alana yayıldı. Sakarya Cezaevi’nde MLSPB Onur Üyesi Serpil Polat, komploya karşı 17 Şubat 1999’da bedenini ateşe vererek cevap oldu. Polat, bıraktığı mesajında, “Emperyalizmin, oligarşilerin Devrimci Önder Abdullah Öcalan şahsında genelde halklara, özelde Kürt halkına yönelik saldırılarını kınıyor, Devrimci Önder Abdullah Öcalan’ın yargılanamayacağını” belirterek, “öfkemin büyüklüğünü bedenimdeki ateşle düşmana kusmanın hazırlığını tamamlıyorum” dedi.

‘Güneşimiz O’dur’

Aralık 1999’da Rusya’da bedenini ateşe veren Hükmiye Seyhan ise ardından, “Uygarlığın beşiği Kürdistan’da tarihin en acımasız zoruna siz göğüs gerdiniz. Ve tarihte ilk defa sahip olduğunuz Başkan Apo komploya getirilerek Önderliksiz bırakılmak istendiniz. Kürdün, eski köle yaşamına karşı çıkarak, yol gösteren biricik ve tek Önderimiz Başkan Apo’yu, uluslararası komployla Türkiye’ye teslim eden gerici ve emperyalist çevreler, tarihte ilk defa yolumuz aydınlanmışken, Başkan Apo’nun şahsında geleceğimizi karartmak istemiştir. Güneşimiz O’dur” mesajını bıraktı.

‘Daha sonra anlayacaksın’

Amed’de 1981 yılında doğan Nesrin Teke, Özgür Halk dergisinin Amed büro temsilcisiydi. “Güneşimizi Karartamazsınız” eyleminde, 9 Temmuz 2000 günü yaşamını yitirdi. Annesinin gözü önünde kendisini yakan Nesrin, annesine “Eylemimin anlamını daha sonra anlayacaksın” dedi.
Özgür Halk dergisi çalışanı Esen Aslan da, 3 Ağustos 2000 yılında komployu lanetlemek amacıyla bedenini ateşe verdi.

Bir enternasyonalist…

Komploya karşı sadece Kürtler değil başka halklardan tepki göstermek için bedenlerini ateşe verenler oldu. Yunanca’da “özgürlük” anlamına gelen Elefteriya Fortulaki de, 24 Mart 2006’de Atina’da bedenini ateşe verdi. İki çocuk annesi Elefteriya, geride bıraktığı mektupta, “Zekiye Alkan gibi, Sema Yüce gibi, Ronahî, Bêrîvan ve Rahşan Demirel gibi ve diğer yüce eylemlerde bulunanlar gibi. Kararlılıkları Kürt halkı ve Kürdistan’ı yüceltti. Kürtlerin tarihini büyüttü… Saygım var size ve sizin gibi Kürdistan için mücadele edenlere. Hoşçakalın sağlıcakla kalın. Kimse Güneşimizi Karartamaz” dedi.

Bedelsiz özgürlük olmaz

Öcalan üzerindeki tecrit devam ederken, alevler bu kez “Medya Savunma Alanları”nda yükseldi. Leyla Wali Hasan (Viyan Soran), 2 Şubat 2006’da Haftanin’de bedenini ateşe verdi. Soran, ardından bıraktığı mesaj da şunu kaydetmişti: “Her 15 Şubat gecesinde, Mazlum Dağan, Zekiye Alkan, Berîvan, Ronahî, Rehşan, Sema, Fikri Baygeldi, Serdar ve binlerce şehit yoldaşımın kalbi kalbimle atıyor. Onların ‘Bijî Serok Apo’ sloganı her zaman kalbimde atıyor. Eylemimi kabul etmeyebilir, eleştirebilirsiniz. Ama biz sizden öğrendik ki, bedel verilmeden Özgürlük sağlanamaz.”

HABER MERKEZİ